Kayıtlar

Gitti mi?

Resim
Öyle hemen gitmedi kaldı biraz sokakta /  Kediye bir şey dedi duymadım, birkaç mısra iliştirdi kuyruğuna

Dispanserin Bahçesinden Işıltılı Caddelere

Resim
Lise çağımdaydım. Evim Balıkesir’deydi. Ailem, arkadaşlarım, tüm yaşantım orada, o küçük ve sevimli şehrin içindeydi. Sevimli olmasına sevimliydi ama, tüm diğer taşra kentleri gibi Balıkesir de insana dört duvar arasında kalmış hissi veren, sınırlı, kapalı bir yerdi. Sanki hayatın bir fragmanını yaşıyorduk orada, gerçeği kentin duvarlarının ötesinde; İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’deydi. Gürül gürül akıyordu da hayat, biz orada öylece duruyor gibiydik, sanki.

Ne Çabuk ?!

Resim
Bugün bir fotoğraf stüdyosunda oturmuş vesikalık fotoğraflarımın basılmasını beklerken, zaman dursun istedim. Öylece donsun; havaya dağılan sis gibi, olduğu yerde kıpırdamadan asılı kalsın, beni daha fazla korkutmasın, sıkıştırmasın, gözlerimi hüzünden ya da hırstan doldurmasın istedim. Kimsenin ilişmeyeceğini bilsem; o soğuk, rastgele mekandaki biçimsiz sandalyede süresiz oturabilirdim.

Önemsiz Bir Beyoğlu Hikayesi

Resim
Dolmuşlar beni şehrin vahşi kalabalığından kurtarıp eve götürmek için sıraya girmiş bekliyorlardı. Hepsi de birbirinden çirkindi. Sıradan bir günde olsam gidip en öndekine biner, kapıya en yakın boş koltuğa oturur, cebimdeki bozuk paraları kurcalamaya başlardım.  Öyle yapmadım. Bugün seninle buluşacaktık!  Bugün yüz yıllık bekleyişin ardından yeniden seni görecektim.  Sarı dolmuşların dizildiği sokağı hızlıca geçip Fransız Konsolosluğu’nun karanlık duvarı boyunca yürüdüm.

İlhan Berk'in Gölgesi

Resim
mor bir sabah sokağında Bodrum'un /  ellerimi tutmuşken üstelik /  çocukluğumun elleri /  karşıma çıktı /  ceketini asmış bir şairin /  köprüden geçerken /  yere düşürdüğü gölgesi ...

Haliç'ti, Karanlıktı, İkimizdik

Resim
Olmayacak şey vapurların vurulması, kulelerin aşık olması, yahut iskelelerin batması. Bir kentin özeleştirisini bu denli açık yüreklilikle yapması, ya da daha yaygın deyişle, kendi masalını bu denli gerçek ve içten yaratması. Olmayacak şey, İstanbul’un bana bunları yazdırması!  İkimizdik. Birdenbire oldu. Karanlıktı.  Rakı içiyorduk ama rakıdan değildi başımızın dönmesi. Rüzgar uğulduyordu dışarıda. Uzun zamandır unuttuğumuz bir tat, bir anlık bir his, insanın içini yakıveren bir mide sancısı içindi her şey.

Nedostaješ mi, Sarajevo!

Resim
Bu yaralı ve güzel kentin sokaklarında gezinirken seni düşünüyorum Bağdat. Çocuklarını, annelerini, kızlarını düşünüyorum. Burada batan güneşin oradan nasıl göründüğünü, yıllar sonra nasıl görüneceğini, onu seyredenlerin gözlerinin önünden hangi resimlerin geçeceğini.. Sizi düşünüyorum Beyrut, Kabil ve Musul; sizi ve olanca yalnızlıklarına inat gülümseyen insanlarınızı..

Show Must Go On

Resim
Ege’den bir rüzgar esiyor; gözlerime dokunuyor, saçlarıma.. İçimde birikip duran sözcükleri aktaramadığımı fark ediyorum. Rüzgar alsın hepsini gitsin istiyorum. O kadar tatlı esiyor ki.. O kadar ılık..  Sözcükleri art arda dizme yetimi kaybettiğimden beri kaçıyorum konuşmaktan. Sözcükler, zaman geçtikçe eskiyorlar sanki...

Yazı - Tura

Resim
Atıp atmamakta uzun süre kararsız kaldığım bozuk para, işte şimdi havada..  Tüm çocukluk sorularımın yanıtları ve hatta şairin onuncu kattan boşluğa bıraktığı mısraları.. Oradalar hepsi; parayla birlikte, havadalar. Flütüne aşık olan kızın notaları da orada; bağırıp da duyuramadıklarımın tümü, yani bağırmadan duyurmayı düşlerken yaşlanan çocuk da..

İçelim, Ayvalık!

Resim
Ömrümün kopan zincirlerinden birer halka atıyorum her defasında cebime. Biriken halkalardan yeni bir zincir yapacak, oturtup karşıma rakı içirecek ve zil zurna sarhoş edeceğim onu, tüm zincirler tükendiğinde.  Diğer cebimdeyse, artık birer anı olmuş düşlerim ve düş olmuş anılarım var. Çok eskilerden gelen paslanmış, unutulmuş düşlerim; soğutulmuş anılarım..

Dönsene Arkana

Resim
Bir fotoğraf çektirmek isterdim, dediği gibi Vedat'ın,  vapurun intihar koltuğunda . Bir başıma, aydınlık bir bahar sabahında..  " Dönsene arkana! " diye bağırmak isteyip susar gibi, içimde gizlendiğin yerden çıkıp hemen arkamda durur muydun o fotoğrafta? " Bu fırtına diner mi sence? Bak bahar geldi artık " diye utanır mıydın acaba?  Nesnesini kendine bile söyleyemediğin, yalnızca öznesi ve yüklemi olan cümleler kurup usulca fısıldar mıydın onları  denizin küçük elli fenerine?

Hadi, Yine Gülelim

Resim
Yalıtılmış türküler içinde boşluğa yazılar yazmak... Bu mu sence yaptığımız? İstanbul mavisi olmasa da sözcüklerin, düşüncelerinin sonunda değil de ortasında dursa da yüklemlerin, gülüşün aynı benimkine benziyor işte! Zamanı da değiştirmedi uzaklıklar, kaldığım yerden büyüyorum hala, baksana gözlerime...  Ne o türküler yalıtılmış ve yalnızdır, ne sen, ne de bu donmuş nehir. Bir tek İstanbul’dan kaçıp gelen şu vapur, kaymayı bilmediğinden belki, biraz sıkılmıştır...

Irak Çocuklar

Resim
duydun değil mi /  benim duyduğum gibi?

Roma Termini

Resim
sabahın altısında /  uykusuz bir adam çıktı Roma Garı'ndan

O Şehirler İlk Öpüşlerimizdi

Resim
Çekingen bir elekten geçmişi süzüyorduk /  Nice şehirler buluyorduk onlar ilk öpüşlerimizdi

Gitmek Zamanı

Resim
içimde köprüler yandı kimse bilmedi /  aklımdan neler geçti tuttum kendimi