Yukon Yaşar
Ayağındaki terliği plakçalara doğru fırlatmayı ve bu sayede küçük ölçekli de olsa bir deprem yaratmayı düşündü. Hemen vazgeçti, zira terliğin gittiği yerden kendi kendine geri dönmesi takılmış plağın kendiliğinden çözülmesinden daha olanaksızdı. Ah be Louis, ne olurdu uğraştırmasan şimdi sabah sabah? Ne olurdu yani takılmasan böyle ufak tefek şeylere, “Eee Yaşarcığım, nerde kalmıştık” der gibi, yıllarca kekelemiş bir dilin apansız çözülüşü gibi coşkuyla tamamlayıversen cümleni? Giive mee -- a kisssss to build a dream oon, And my imagination -- will thrive upon that kissss Sweatheaaart -- I ask no more than this A kiss to bui.. kiss to bui.. kiss to bui.. kiss to bui.. kiss to bui.. “Tu allah belanı versin” dedi yerinden kalkmadan. Takılmış bir plağın çıkardığı sesten daha kötü olan tek şey elbette plağın bu durumdan kendi kendine çıkamayacak olmasıydı. Eğer biri bir şey yapmazsa yeryüzünde yaşam bitene, kıyamet lavları caddeleri doldurup tüm kasabayı yok edene dek sürece...