İki?

Nicedir görmemiştim o ışıklı, sarı şarkılı gemiyi.. Ve inan bana, bu denli güçlü duymamıştım nicedir, al yanaklı küçük bir çocuk olduğumu.. Tıpkı var olmuş olabileceğini unuttuğum gibi senin, bir yerlerde, nicedir..

Nicedir görmemiştim o ışıklı, sarı şarkılı gemiyi.. Ve inan bana, bu denli güçlü duymamıştım nicedir, al yanaklı küçük bir çocuk olduğumu.. Tıpkı var olmuş olabileceğini unuttuğum gibi senin, bir yerlerde, nicedir..

1. Hareketsiz suyun üzerine ışıkları ve şarkıları düşüyor uzaktaki geminin..

2. Denizin içinde salınan oyuncağına ulaşamıyor, ağlıyor al yanaklı çocuk..

3. Varsın işte.. Bunu gemi de gördü, çocuk da, deniz de.. Varsın..


Irak'ta her gün onlarca kişi ölüyor, yanıbaşımızda.. İnsanların kafasını kesiyor insanlar.. Pakistan'da, Afganistan'da, Türkiye'de.. Gencecik askerleri bombalar yutuyor, sararıyor al yanakları çocukların..


Dünyaya bak!


Bir tarafta sen.. Bir tarafta diz boyu rezillik..


Ya ben neredeyim?


Hangisini yazmalı, hangisini duyurmalı insanlara? Hangisi haber? Iraklı çocukların kan içindeki yüzleri mi? İstanbullu küçük çocuğun düş dünyasından çekip çıkardığı pembe yanaklı arkadaşı mı? Hangisi?


"En çok bağıran en doğru sayılır, insanlar işitmeyince" diyen şairin kim olduğunu düşünüyorum.. Bağırıyorum.. Sesim çıktığınca.. Kaç kişi duyuyor?


İki?


Yeterli bu..


Özgün Ulusoy

İzmir, 9 Ağustos 2007

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aşk Olsun Susan Hanım!

Aç Kapıyı Melek, Ben Geldim